Adres : Yukarı  Sokak   No:8 Gazi /  ANKARA
  Tel : (312) 215 9696
  Fax: (312) 215 9700

ktuvakfi@ktuvakfi.org.tr

 

 





 






Günün Haberleri




    
 
    
 
    
 
    
 
    
 
    
 
    
 

    
 
    
 
    
 
    
 
    
 

    
 
    
 
    
 

 

Üyeleri Arasında KTÜ Vakfı'nında Bulunduğu Türk Dayanışma Konseyi'nden TÜRKİYE KAMU SEN'e Destek Ziyareti

 Türk Dayanışma Konseyi Türkiye Kamu-Sen’in kurduğu Toplu Görüşme takip çadırını ziyaret etti. Türk Dayanışma Konseyi Dönem Sözcüsü Kazım Ütük, ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, ''her geçen gün ağırlaşan iç ve dış şartların baskısı altında ülkenin tüm insanlarının ayakta kalma mücadelesi verdiğini'' belirtti.

 

Türk Dayanışma Konseyi Dönem Sözcüsü Kazım Ütük: ''Türkiye Kamu-Sen, milletten alırken AB şartlarını, memura verirken Afrika şartlarını dayatan çarpık anlayışın değişmesini istiyor'' Türk Dayanışma Konseyi Dönem Sözcüsü Kazım Ütük, ''Türkiye Kamu-Sen'in, milletten alırken AB şartlarını, memura verirken Afrika şartlarını dayatan çarpık anlayışın değişmesini istediğini'' söyledi.  Ütük, ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, ''her geçen gün ağırlaşan iç ve dış şartların baskısı altında ülkenin tüm insanlarının ayakta kalma mücadelesi verdiğini'' belirtti.

 

Bu mücadelenin, siyasi, hukuki ve sosyal meşruiyet zemininde, toplumsal birliktelik ve barışı zedelemeden sürdürülmesinin herkesin en önemli güvencesi ve kazancı olduğunu ifade eden Ütük, şöyle devam etti:

 

''Bilindiği gibi devletin, tarihten ve milletin kök değerlerinden beslenen görünmez bir ruhu vardır. Bu ruh, kamu çalışanlarıyla yani memurlarla ete kemiğe bürünerek vücut bulur. Devlet işte bu vücutla etkinlik kazanır, iş yapar ve millete hizmet verir. O halde devleti yönetmek durumundaki akıllı bir hükümet bu vücudu zayıflatmaz aksine hem korur hem de güçlendirir. Onun hem onurunu korur, hem de karnını doyurur, namerde muhtaç etmez. Ne yazık ki 6 yıldır bu ülkeyi yöneten hükümetin devletin hem ruhuyla hem de bedeniyle arasının serin olduğu görülmüştür.

 

Türkiye Kamu-Sen, milletten alırken AB şartlarını, memura verirken Afrika şartlarını dayatan çarpık anlayışın değişmesini istiyor. Türk memuru insanca yaşasın istiyor. Ücretlerde adalet istiyor. Adalet ve kalkınma sadece yandaş partililer ve cemaatler için değil, bütün Türk Milleti için olsun istiyor.''

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız da Ütük'e dile getirdiği duygu ve düşüncelerden ötürü teşekkür etti. 27.8.2008 www.kamusen.org.tr

 

.......

İŞ ARAYANLAR,

İŞ KURMAK İSTEYENLER,

İŞ ALMAK İSTEYENLER

İÇİN

FAYDALI SİTELER

 

1- www.yenibiris.com

2- www.yapirehberi.net

3-  www.bayimolurmusun.com

Devlet Kurumları

Kamu ihale kurumu
Kamu ihale kanunu
Sağlık bakanlığı ihale bilgi sistemi


İhale Siteleri

DGMarket
Uluslararası ihale ve satınalma portali
----------------------------------------------------------------------------
Ekol Haber
İ
hale Haberleri ve sonuçları
----------------------------------------------------------------------------
İhale Bülteni
İnşaat, Sağlık gibi bir çok ihalenin yer aldığı bülten
----------------------------------------------------------------------------
İhale Bülteni.Net

Kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerin yer aldığı, üyelik sistemiyle çalışan ihale sitesi
----------------------------------------------------------------------------
İhale.cc
Ağırlıklı olarak inşaat ihalelerini yayınlayan ihale portalı

----------------------------------------------------------------------------
İhale Dergisi
İnşaat ihalaleri bilgileri içeren online dergi
----------------------------------------------------------------------------
İhale İlan
İhale İlanları, sonuçları gibi bilgiler veren ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
İhaleilan.net
İhale İlan bilgileri veren yeni kurulmuş bir ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
İhale Haberi
İhale Haberlerinin yer aldığı ve ihaleleri e-posta adresine gönderen bir ihale sitesi
----------------------------------------------------------------------------
İhale.Net
İlan Tahtalarında yayınlanan tüm İhale İlanları
----------------------------------------------------------------------------
İhale.Gen.tr
İhale haberleri, İhale arama motoru

----------------------------------------------------------------------------
İhaleci.com
İnşaat ihaleleri, Malzeme ihaleleri gibi bir çok ihale haberinin yer aldığı site

----------------------------------------------------------------------------
İhalelerde Haftalık Gündem
İhale Haberleri, Güncel ihale ilanları
----------------------------------------------------------------------------
İhale Haber
İhale Haberleri, İhale İlanları, İhale Arama motoru gibi çok içeriği olan ihale sitesi

----------------------------------------------------------------------------
İhaleNet.com
İnşaat ihale duyuruları, ihale sonuçları, müteahhit adresleri
----------------------------------------------------------------------------
İhale.org
İhaleleri kategorilerle sınıflandırmış bir ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
Kamu İhale Bülteni
Türkiye Genelindeki Tüm Resmi Kurum İhaleleri ve Ücretsiz İhale Postası
----------------------------------------------------------------------------

SaglikBank.com
Ağırlıklı olarak Tıbbi ihale ilanlarının yer aldığı ve tıbbi malzeme fiyatları hakkında bilgi veren bir site

----------------------------------------------------------------------------
SaglikBank.Net
Tıbbi ihale ilanlarının yer aldığı bir porta

----------------------------------------------------------------------------
Sağlık Yayıncılık
Tıbbı ihale duyuruları ve tıp sektörü ile ilgili bilgiler
----------------------------------------------------------------------------
Sistem Dergisi
İnşaat ihaleleri ve diğer sektörden ihale haberleri veren bir site
----------------------------------------------------------------------------
Turkihale.com
Günlük ihale haberleri Projeler ve Analizlerin yer aldığı bir portal

----------------------------------------------------------------------------
 

 ....

 

 

VİZYON OLARAK

CUMHURİYETİMİZİN 100. KURULUŞ YILI OLAN

2023

MERKEZLİ

DÜŞÜNENLER İÇİN

BEŞ ÖNEMLİ SİTE

Enerji Alanında

www.enerji2023.org

Ekonomi Alanında

www.ekonomi2023.org

Bilişim Alanında

www.bilisim2023.org

Ulaşım Alanında

www.ulasim2023.org

Eğitim Alanında

www.egitim2023.org

Tavsiye ederiz

 

......

 

KUTLAMA

Berat kandilinizi kutlar, kandilin sizin, ailenizin ve Türk İslam Dünyasının Dünya ve Ahiret mutluluğuna vesile olmasını Yüce ALLAH(c.c)'tan niyaz ederiz.

KTÜ VAKFI

 

Prof .Dr. İbrahim ÖZEN Tekrar KTÜ Rektörü

18 Haziran 2008 tarihinde KTÜ'de yapılan rektör aday adayı belirleme seçimlerinde birinci olan ve 21 Temmuz 2008 tarihinde Yüksek Öğrenim Kurumunda yapılan oylama sonucunda oy birliğiyle birinci sırada Cumhurbaşkanı'na sunulan  Prof. Dr. İbrahim ÖZEN, Cumhurbaşkanı GÜL tarafından 05 Ağustos 2008 tarihinde Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atanmıştır.

KTÜ Mezunları Dayanışma Vakfı'ndan İbrahim ÖZEN'e Kutlama

KTÜ VAKFI Prof.Dr. İbrahim ÖZEN'in KTÜ'ye yeniden rektör atanmasından dolayı memmuniyetini  belirterek kutladı.

Vakıf Genel Başkanı Köksal KOÇER imzasıyla yayınlanan ve rektör ÖZEN'e gönderilen kutlama mesaj şöyle:

  Sayın  Prof. Dr.İbrahim ÖZEN

                 KTÜ Rektörü

  Türk Dünyasının ve Karadeniz Havzasının merkezinde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki verimli ve hayırlı hizmetlerinizi gelecek yıllarda da sürdürmenize imkan sağlayacak olan 2. Dönem Rektörlük görevine atanmanızı KTÜ Mezunları Dayanışma Vakfı olarak kutluyor, Mezunu olmaktan daima gurur duyduğumuz Üniversitemizin sizler gibi ehil ve çalışkan kadroların yönetiminde emin adımlarla yarınlara doğru yürüyüşünü sürdüreceğine inanıyoruz.

  Saygılarımızla....

......

Asya’dan Avrupa’ya demir İpekyolu

 Tarihi İpek Yolu’nu demiryolu ağlarıyla yeniden canlandıracağı için ‘İpek Demiryolu’ olarak anılan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu projesinin Türkiye ayağının temeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin katılımı ile atıldı. Cumhurbaşkanı Gül, proje ile tarihi İpekyolunun tekrar canlanacağını belirterek, “Bu proje, sadece 3 ülkeyi bağlamıyor. Asya’nın ortasında Çin’den, Avrupa’nın öbür ucundaki Londra’ya kadar uzanıyor. Sadece insanlar taşınmayacak, mallar da üretilen ürünler de taşınacak. Bu tren hattı, iki farklı coğrafyadaki farklı kültür ve anlayışı da bağlayacak” dedi.

HAYAL ÜRÜNÜ TEPKİSİ

Gül, kimi çevrelerin projeye “hayal ürünü” diyerek tepki gösterdiğini belirterek, unutulan projenin 2004’te raflardan indirilerek realize edildiğini söyledi. Gül, üç ülkenin siyasi iradelerinin ortaya konması ve Kazakistan ve Çin’in de destek vermesiyle, hayata geçirildiğini anlattı. Üstü kapalı olarak Ermenistan’a da mesaj veren Gül, projenin Kafkasya’nın güven ve istikrarına da katkı yapacağına işaret ederek, komşularıyla iyi ilişkileri olan herkese açık olduğunu kaydetti. Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili “Halklar arasında yakın işbirliği ve bağlantı sağlanacak” dedi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ise “Kağıt üzerinde kalacak denen projeyi hayata geçirdik” diye konuştu.

2011’DE TAMAM

Proje bu üç ülkenin Bakü Tiflis-Ceyhan (BTC) ve Bakü Tiflis Erzurum doğalgaz boru hatlarından sonra imza attığı üçüncü büyük proje olacak. İpek Demiryolu, batıda Boğaz geçişli Marmaray demiryolu tüneliyle Avrupa demiryolu ağına, doğuda da Çin demiryolu hattına bağlanacak. 2011 yılında tamamlanması beklenen projeyle 2034 yılında da 3 milyon yolcu ve 17 milyon yük taşıma kapasitesi olacağı tahmin ediliyor.

SHANGAY’DAN LONDRA’YA

Proje tamamlandığında, Çin’in Shangay kentinden çıkacak bir tren, Hazar, Bakü, Tiflis ve Kars’ı geçerek, İstanbul’a ulaşacak, buradan halen devam eden Marmaray projesi ile Boğaz altından Avrupa’ya geçecek. Tren, oradan da Manş’ı aşıp İngiltere’nin başkenti Londra’ya ulaşacak.         25.07.2008 

....

 

Ufuk Açan Zaferler

Özünde gelişme kabiliyeti olan her varlık, şartları oluşunca harekete geçer. Açılma, gelişme ve olgunlaşma hedeflerini aşama aşama , adeta zincirleme bir fetih hareketiyle zafere ulaştırır. Tıpkı toprağın içindeki bir incir çekirdeğinin kabuğunu çatlatması, filizlenip toprağı delmesi, fidan olup dal budak salması ve nihayet çiçek açıp meyveye durması gibi. Küçücük incir çekirdeğinin içinde hapsedilen hayat enerjisinin etrafındaki bütün zorluklara rağmen aşama aşama ileriye doğru atılması, açılıp gelişmesi, biri diğerini tetikleyen zaferler dizisidir. 

Bu açıdan bakıldığında etrafımızı saran ve benliğimizde odaklaşan hayat denen gerçek mucize en geniş ve en genel anlamda iç içe geçmiş zaferlerin ürünüdür. Eğer, hayat içinde hayatı doğuran böyle anlamlı zaferler olmasaydı, her tarafı derin bir ölüm sessizliği saracaktı. Zifiri karanlığı ölüme mahkum eden aydınlığın enerji dolu ışıkları daha ışımadan sönecekti. Her türlü kötülüğe analık eden kara cehaletin amansız düşmanı olan bilgi akıl dolu kafaları ve sevdalı gönülleri aydınlatamayacaktı. Hayatı zehir eden kopkoyu nefreti kovamayacak, ilahi aşktan zuhur eden sevginin yaşatıcı ve yeşertici rahmani soluğu mana ve madde dünyamızı canlandıramayacaktı.

İşte bu yüzden, görünürde her türlü olumsuzluktan bir çok hayrın ve güzelliğin doğumunu sağlayan kutsal bir sancının, bereketli bir çilenin adıdır, zafer.

Zafer vardır feth eder Mekke’yi, temizler putlardan kutsal Kabe’yi. Zafer vardır, sıradağlar gibi duran Bizans ordusunu dağıtır Malazgirt’te, açar Anadolu’yu ardına kadar, Allah’ın ordusu Türklere. Zafer vardır, yıkar surları, girer Kostantine’ye, açar yepyeni aydınlık bir çağı. Zafer vardır, Türkü söyler Kosava’da, Mohaç’ta, Çaldıran’da, Mercidabık’ta , toplar yetmiş iki buçuk milleti Türk’ün adalet dağıtan bayrağının altında. Ve yine zafer vardır, dağıtır bütün kahpeliğiyle üstüne çullanan yedi düveli, kovar ebedi Türk Yurdu Anadolu’dan.

Bir de, dudakları çatlatan çöl cehenneminde serabı görülen pınar suyu gibi hasreti çekilen, ufuklar ötesine gizlenmiş zaferler vardır. Birleşmiş, bütünleşmiş, devletleşmiş Büyük Türkiye Ülküsü gibi. Böyle bir Türkiye’nin etrafında toplanmış koskoca İslam Dünyası gibi. Ve böyle bir dünyanın kardeşlik ve huzur yörüngesine girmiş, tek vücut olmuş insanlık ailesi gibi.

Bu ufuklar ötesine uzanan zaferleri yaşamak mümkündür: Eğer, Sen istersen.

İstemek demek; hazırlamaktır, gerekli ve yeterli emeği, sermayeyi, bilgiyi, sevgiyi ve aşkı başlatmak için zincirleme zaferler hareketini. 

Ve yine hazır olmaktır, en çetin yollardan geçmeye, sabrın ve sebatın dikenli yollarında yürümeye, çatlatırcasına gerim gerim geren kafa ve gönül sancılarını çekmeye…

Madde ve manada adeta “her dem yeniden doğmak”tır, gerçek nurlu zaferlere ulaşmak.
Yunuscasına sevdalanmak, Yavuzcasına celallenmektir, zaferlere ulaşmak…

Eğer bitmeyen baharları, ölmeyen hayatları, sönmeyen aydınlıkları, sonsuza uzanan mutlulukları getirecek kutsal bir zafer istiyorsan, dön içine, bak kendi öz gerçeğine, anla kimmiş senin yenmen gereken gerçek düşmanın. Ve Bismillah diyerek başlat Büyük Cihadı. Yen, yedi aşamada yedi düvelin kanlı, kinli,kirli ordularını. Ulaş menziller menziline, kavuş büyük kurtuluşa, er kutlu zafere.

Böyle bir zaferin açtığı nurlu ufukta sana ötelerden şöyle seslenildiğini duyacaksın: “.. Ey olgunluğa ve doygunluğa ermiş benlik!... Sen Rabbinden Rabbin de senden hoşnut olarak O’na dön. İyi kullarımın arsına katıl ve Cennetime gir..”

Türklüğün Zafer ayı olan Ağustoslar Müslüman Türk'e; sonludan sonsuza, maddeden manaya, esaretten hürriyete, mağlubiyetten zafere, yaratıktan Yaratana uzanan uzun ince yolda ufuklar açan, perdeler aralayan gerçek zaferlerin muştulu, sihirli şifrelerini fısıldamakta…
 

.....

Vatan-Millet-Ekmek-Adalet


“Süzülmüş toprak”tan yaratılan insan, yukarıların yukarısından “aşağıların aşağısına” indirildiğinde “besmele” çekip ayağını bastığı toprağı hiç yadırgamamış olsa gerek. Yaşaması için, neslini sürdürebilmesi için, dahası olgunlaşıp tekrar yukarıların yukarısına yükselerek kopup geldiği “öz vatan”ına dönebilmesi için “güç aldığı, kudret topladığı” toprağının uğrunda gerektiğinde kan dökmüş, can vermiş, kutsal bilmiş  adına da vatan demiş. 

“Vatan sevgisi imandandır” diyor, Alemlerin Rahmeti. O yüzden toprak şehitlerin kanıyla sulandıkça vatan olur, namus olur, iman olur. Gönlüyle, aklıyla, sermayesiyle, emeğiyle üretenlerin eserleriyle vatan mamur olur, imar olur.


Kutsal vatan toprakları üzerinde dil gibi, din gibi, tarih gibi, kültür gibi, menfaat gibi ortak değerlerle bir birine bağlanmış insan topluluğun adı olan millet; çocukluktan ihtiyarlığa yürünen bir yoldur, beşikten mezara okunan bir okuldur, hamlıktan olgunluğa pişilen bir ocaktır, büyüğün küçüğü sevdiği, küçüğün büyüğü saydığı birlikte ağlanıp birlikte gülündüğü bir ailedir, bireylerin hücre misali bir düzen içinde bir araya geldiği, toplumsal organları, toplumsal sistemleri oluşturduğu, içinde geçmişten geleceğe taşınan milli bir ruhun taşındığı adeta bir büyük özgür insandır, millet.

Ekip dikmek lazım vatanın kutsal topraklarını, sevgiyle, bilgiyle, sermayeyle, emekle, helalle yoğrulmuş mübarek bir lokma için. Doyurmak lazım aç milleti, giydirmek lazım çıplak milleti, donatmak lazım cılız devleti. Aksi takdirde doğduğu yerde  doymayan millet, karnının doyduğu yere vatan der. Doyurulmazsa aç millet, yıkar fırınları, kemirir kutsallarını, yemeye başlar inançlarını. Satar yabana vatan topraklarını,üç kuruşa.

Gün görmüş, sakal ağartmış büyükler “Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin” derler. Yine derler ki; aç elini kora sokar,  aç kılıca sarılır, aç kiminle olsa savaşır, aç kendini ateşe salar,  aç it fırını yıkar, aç kurt aslana saldırır. Hele bir de tok geğirirken aç esniyorsa, tok yerken aç bakıyorsa milletin de vatanın da kıyameti yakın demektir.

Genişletmeli devlet ekmek kapılarını, yüzdürmeli milletin ekmek teknelerini. Millet; inançla ,sevgiyle, ilimle fenle, sabırla sebatla işlemeli vatan topraklarını, “bir taneden yedi başak, her başaktan yüz buğday” çıkarmalı, çoğaltmalı unu, hamuru, yağ sürülmeli, bal sürmeli ekmeğine, bölüşmeli hakça,  birlik içinde dirlik içinde kardeşçe el ele gönül gönüle, halay çekmeli, düğün dernek kurmalı harman yerinde hasat mevsiminde, kırda bayırda, köyde kasabada.

Selam olsun sevdalı başlara ekmekli aşlara.

Ne mutlu!. 
Delikanlıca sevene, alimce bilene, bereketlice üretene, kardeşçe paylaşana 

Ve adalet... Mülkün temeli olan adalet: Her şeyi layık olduğu yere koymak, herkese hak ettiğini zamanında, zemininde vermek.

 Adalet; devlet olmanın ana gayesi. milleti yaşatmanın soluk borusu, gücün aklı, hakkın ruhu, ahlakın oğlu, düzenin kurucusu, huzurun mimarı, zayıfın gücü, zalimin düşmanı mazlumun dostu, eşitliğin babası, dengenin terazisi, kıyametin sigortası, nurun kaynağı, cennetin kapısı. 

Aşk’tan yaratılan alemler adaletle ayakta duruyor. Zerrede adalet, kürrede adalet, atomda adalet kainatta adalet, hücrede adalet vücutta adalet... İlahi adalet.

Her nerede ölçü varsa orada denge, orada huzur, orada adalet, orada cennet var. Her nerede ölçü yoksa orada dengesizlik, orada acı, orada zulüm, orada cehennem var. 

Destek vermeli devlet, güç vermeli ekmeğini taştan çıkarana. Fırsat vermemeli, imkan tanımamalı “ekmek elden su gölden” yaşamak isteyen hokkabazlara. Yedirtmemeli haramzadelere tüyü bitmemiş yetimin hakkını. Zayıfa, mazluma karşı kuzu, hırsıza, arsıza zalime karşı aslan olmalı devlet, hükümet ve iktidar. 

Ne mutlu! 
Hakkı halkta görüp adaletle hükmedenlere .

Eğer millet devletiyle vatanıyla hür ve bağımsız, onurlu ve özgür kıyamete kadar yaşatılmak isteniyorsa, helalinden karnı doyurulmalı, adaletle yönetilmeli, huzurlu kılınmalı, bekası sağlanıp sağlamlaştırılmalı.
 

....

Bu Vatan Kimin?

Orhan Şaik Gökyay


Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...


Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır...


Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...


İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir...


Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...


Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusunda görenlerindir...

....

CUMA HUTBESİ

ÜÇ AYLAR VE REGÂİB KANDİLİ


Muhterem Müminler!

Yüce Allah’ın insanlara rahmetini ve nimetlerini çokça ihsan ettiği belli vakitler, belli mevsimler vardır. Haftanın günleri arasında Cuma; kamerî aylardan olan Recep, Şaban ve Ramazan bu türden feyiz ve bereketi bol zaman dilimlerindendir.
Allah’a şükürler olsun ki, İslâm dinine gönülden bağlı Yüce milletimizin “üç aylar” diyerek özel bir önem verdiği Recep, Şaban ve Ramazan aylarının başlangıcına ulaşmış bulunuyoruz. 04 Temmuz Cuma günü üç aylar başlayacaktır. Sevgili Peygamberimiz, bu aylarda her zamankinden daha çok ibadet eder ve “Allah’ım! Recep ve Şaban ayını hakkımızda hayırlı kıl, bizi Ramazan ayına kavuştur.” [2] diye dua ederdi.

Kuşkusuz bu aylar, dünyanın ağır meşgaleleriyle bunalan ruhlarımızı dinlendirmek ve kulluk şuuru içinde Yüce Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmak için çok kıymetli fırsatlardır. Bu aylarda yapılacak dualar, tevbe-istiğfarlar, kalıcı iyilik ve hayırlar, sevinç ve kederlerin gönülden paylaşılması Rabbimizin katında karşılığını fazlasıyla bulacaktır.


Üç ayların ilki olan Receb’in ilk Cuma gecesi Regâib kandilidir. İnşaallah önümüzdeki 3 Temmuz Perşembeyi Cuma’ya bağlayan gece Regâib kandilini idrak etmiş olacağız. Bu gecede Yüce Allah’ın ilahî ihsan ve manevî hediyelerinin diğer zamanlardan daha çok tecelli etmesi, samimi kalple Allah’a yönelenlerin affedilmelerinin ümit edilmesi ve müminlerce gönülden arzulanması sebebiyle bu geceye “Regâib” denilmiştir.

Muhterem Müslümanlar!

Bu gecede öncelikle yapılması gereken, nefis muhasebesi, kendimizi sorgulama ve yargılamadır; sonra da tövbedir, duadır. Madde ve mânâ arasındaki dengenin, mâna aleyhine bozulduğu; insanlar ve toplumlar arası ihtilafların bütün dünyayı olumsuz yönde etkilediği; akl-ı selim yerine silahların konuştuğu bir zamanda, insanın ruhunu, derin kırılmalardan ve acılardan koruyabilmek için, nefis muhasebesine, tövbeye ve duaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Emin olmalıyız ki bu bizi daha sorumlu kılacak, olgunlaştıracak, pişirecektir. Dinimizin bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği bu yol ihmal veya terk edilirse, insanın varlığı değersizleşir. Bunun toplumsal tezahürü de adaletsizlik, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam duygularının yaygınlaşması; merhametsizlik ve sevgisizlik biçiminde ortaya çıkar. Nefsiyle hesaplaşmayı hakkıyla yapanlarda en önemli değişimlerden biri kötülükleri olabildiğince arkalarına atıp Allah’ın yeryüzünün halifesi olarak yarattığı insanı kardeşlerinin acılarını yüreklerinde hissetmeleridir.

Aziz Cemaat!

İşte Regâib Kandili, sözünü ettiğimiz nefis muhasebesinin yapılması bakımından bizim için bulunmaz bir fırsattır. Şu halde bu gece hatalarımız varsa onları terk edelim, kötü duygu ve düşüncelerimizi kalplerimizden atalım. Allah ve Resûlünü bize unutturan şeyleri bir tarafa bırakalım. Yüce Kitabımızda “Nefsini, ruhunu arındıran kurtuluşa ermiştir; onu kötülüklere gömüp kirleten de ziyana uğramıştır” [3]. Gönül sarayımızı bulandıran haset, kin, düşmanlık, haksızlık ve zulüm çamuruna bulaşmaktan sakınalım. Birbirimize, anne ve babamıza, yakınlarımıza sevgiyle ve iyilikle yaklaşalım. Dünyamızı saran düşmanlıklara karşı birlik ve beraberlik içinde olalım. Gönüllerimizde iyilik, fazilet ve bilgi ışığını yakalım. Kalplerimiz bu güzel duygularla dolsun. Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
_________________
[1] Mü’min, 40/60.
[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259.
[3] Şems, 91/9-10.

....

Pekin Olimpiyatlarında Unutulan Vatan!

 2008 Dünya Olimpiyatlarının yapılacağı ülke olarak Çinin belirlenmiş olması barış, demokrasi ve insan hakları lafazanlığı yapan dünya devletleri için zaten başlı başına bir çelişkidir. 

DÜNYA ZULMÜ GÖRMEZLİKTEN GELİYOR!

2008 Dünya Olimpiyatlarının yapılacağı ülke olarak Çinin belirlenmiş olması barış, demokrasi ve insan hakları lafazanlığı yapan dünya devletleri için zaten başlı başına bir çelişkidir. Zira onlarca yıldır uluslar arası dünya insan hakları örgütlerinin hemen her yıl hazırladıkları raporlarda insan hakları ihlalleri yönünde sabıkalı olduğu kayıtlara geçen komünist Çin hangi kıstaslara göre 2008 yılı Olimpiyat müsabakalarının yapılacağı ülke olarak belirlenmiştir anlamak mümkün değildir.

Çin hükümeti işgali altında tuttuğu Tibet, İç Moğolistan ve Doğu Türkistan halkları üzerinde devam ettirmekte olduğu baskıyı Dünya Olimpiyat Komitesi üyesi ülkelerin üzerinde demi kurmuştur? Ya da bu komitenin üyeleri arasında Çinden nemalanan birilerimi vardır?

Sporun amacı insanlar ve ülkeler arasında kardeşlik, dostluk ve barışın tesis edilmesine yönelik olduğu biliniyor.

O halde Çin gibi 1949 yılından bu güne kadar sadece ideolojik fikir ayrılıkları sebebiyle milyonlarca insanı katleden, Doğu Türkistan Tibet ve İç Moğolistan halkları üzerinde asimilasyon, soykırım ve katliam politikaları uygulayan bir devlete nasıl Olimpiyat ülkesi olma hakkı verilir?

Hiçbir hakkı olmamasına rağmen kendi sömürgesi haline getirdiği ülkelerin bütün zenginliklerini kendi ülkesine yani Çine taşıyan, uyuşturucu ticareti, gasp, hırsızlık ve devlet eliyle organ ticareti yapan Çine diğer dünya devletlerinin de hakkı olan Dünya Olimpiyatlarına ev sahipliği yapma hakkı nasıl teslim edilir?

Dünya kamuoyunun kendisi hakkında ne dediğini umursamadan, eleştiri ve kınamaları görmezlikten ve duymazlıktan gelerek kendi çıkarları için işgali altındaki ülkelerin insanlarını zehirli atıklarla Doğu Türkistanda yapmayı sürdürdüğü nükleer denemelerle katletmekte olan bir ülke olan Çin nasıl bir dünya devleti olarak kabul edilebilir? Bu ülkeye Olimpiyatlara ev sahipliği yapma hakkı verilmeden önce neden kendisine bir çeki-düzen verme ikazı yapılmaz?

26.05.2007 tarihinde alınan haberlere göre, bu yıl Nisan ayının başlarında Çin Toplum Güvenliği Bakanlığı bütün bölge, otonom bölge ve merkeze doğrudan bağlı şehirlerin toplum güvenlik dairelerine 2008 yılı Pekin Olimpiyatları ile ilgili bir gizli bildiri dağıtmıştır.

Bu bildirinin içeriğine göre Pekin 2008 Olimpiyatları öncesinde Çin devleti epey telaşlanmış görünüyor. Olimpiyat alanında görev yapacak olan basın mensuplarının birçoklarını sudan bahanelerle gözaltına almakta ve hatta hapse atmaktadırlar. Birçoklarının ise bölgeye girişlerini bile yasaklamışladır. Oysaki Dünya olimpiyat komitesi Çinden haber alma ve haber yapma özgürlüklerinin alanının genişletmesini istemiştir.

Çin anayasasındaki habercilikle ilgili maddeler net olmayan cümlelerle dolu olup, kendisinin, insanlar ve özellikle işgali altında bulunan Doğu Türkistan Türkleri üzerinde uygulamakta olduğu insanlık dışı eylemlerinin tamamını hükümet gizliliği olarak kabul edip, menfur icraatlarına yasal kılıflar uydurarak dünya kamuoyunun gözünü boyamaktadır.

Zulmün Adı: ÇİN

İnsan hakları ihlalcisi Çinin 2008 Olimpiyatları öncesinde en büyük korkusu kendi sisteminde var olan ve dünyanın hiçbir yerinde görülmedik insan hakları ihlalleri ile ilgili yönlerinin yabancı basın mensupları ve ajanslarca tespit edilme ihtimalinin kuvvetli olmasıdır.

Güneş balçıkla sıvanmaz Gerçekler er ya da geç mutlaka dünya kamuoyu önünde ifşa olacaktır. Dünya insan hakları örgütleri için 2008 Pekin olimpiyatları çok önemli bir fırsattır. Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir Zira onlarca yıldır uluslar arası dünya insan hakları örgütlerinin hemen her yıl hazırladıkları raporlarda insan hakları ihlalleri yönünde sabıkalı olduğu kayıtlara geçen komünist Çin hangi kıstaslara göre 2008 yılı Olimpiyat müsabakalarının yapılacağı ülke olarak belirlenmiştir anlamak mümkün değildir.

 .....

...

Türk Milleti Ordu Millettir.

Türk Devleti Türk milletinin teşkilatlanmış şeklidir.

Türk Ordusunun Ana Çekirdeği Kara kuvvetleridir.

Kara Kuvvetlerinin Temeli

Mete tarafından bundan 2217 yıl önce atılmıştır.

Ordumuzun 2217. Yaşı Kutlu Olsun.

Türk Milleti

Devletiyle Vatanıyla

Hür ve Bağımsız Olarak

Kıyamete kadar Yaşasın.

 .....

Üzülmeyin Yiğitler ...Yine Gururumuzsunuz

HELAL OLSUN ÇOCUKLAR

TÜRK MİLLİ TAKIMI

AVRUPA ŞAMPİYONU OLUR DEMİŞTİK

Herkes bu milli takım ne yapar diye soruyor...Taraftarlarımızın çoğunda gruptan  bile çıkacağımıza dair tam bir güven yok ...Tıpkı 2002 Dünya Şampiyonasının başında olduğu gibi...O milli takım Dünya 3. sü olmuştu.  Bugünkü milli takım büyük ihtimalle Allah ın izniyle Avrupa şampiyonu olur...Buna inanıyoruz..Fatih'in aslanlarına güveniyoruz...Başarılarının zirveye çıkması için dua ediyoruz...Size Şampiyonluk yakışır...5.6.2008

5.6.2008 tarihinde yani turnuvalar başlamadan iki gün önce yukarıdaki haberi yapmıştık. İnancımız ve dileğimiz bu yönde idi. Gerçektende bu şampiyonanın en iyi takımı biz idik. Sahalara ve hafızalara biz kalıcı iz bıraktık. Ancak yarı finalde Almanları eze eze 88. dakikaya gelmiştik. Son dakika sürprizini daha önce hep biz yapmıştık. Bu sefer Almanya bize yaptı bunu.

Bunca eksiğe rağmen bu noktaya gelmek de şüphesiz önemli bir başarıdır. Finallerin olmasa da gönüllerin şampiyonu olduk. Futbolcularımız, teknik direktörümüz  kısacası tüm ekip Avrupa sahalarında TÜRK DURUŞU gösterdiler. Bizi gururlandırdılar. İleriye yönelik umutlarımızı arttırdılar.

Onları bir başka konuda da kutluyoruz.

Yıllardan beri Türk milleti üzerinde psikolojik harekat yapan düşman güçlerin üzerimize bulaştırdığı negatif enerjiyi oluşturdukları milliyetçi rüzgarla sildiler, bize özellikle genlerimize pozitif enerji yüklediler. Bu yiğitler bu başarıyı ve bu önemli milli görevi "Ne mutlu Türküm diyene " sözünün düşmanlarının ülkenin her tarafını işgal ettiği, Türk olmanın adeta suç sayılmaya başlandığı, bu milletin en önemli yaşam enerjisinin kaynağı olan Türk kimliğine hayasızca saldırıların en üst düzeyde yapıldığı, kutsal dinimizin inanç hortumcuları tarafından iblisce istismar edildiği, pazarlandığı bir dönemde ortaya koymuşlardır. Bu siyasi sosyal atmosfer yiğitlerimizin başarısını daha da anlamlı kılmakta, daha da önemli yapmaktadır.

 Onlar milletimizin ve futbol sever bütün dünyanın gönlünün şampiyonudur. Hepsinden önemlisi milli ruhumuzun milliyetçi enerji yükleyicileridir. Sağ olun var olun. Başarılarınız daim olsun. Allah sizden razı olsun.

....

İlk Türk Ne zaman Müslüman Oldu?

Hasan DEMİR

 Türk milleti İslâm dini ile 9’uncu yüzyılın ilk çeyreğinde tanışmaya başladı ve Yılmaz Öztüna’nın ifadeleri ile 10’uncu yüzyıla kadar yavaş ve 10’uncu yüzyıldan sonra ise büyük bir hızla İslamiyet Türkler arasında yayıldı ve nihayet öyle bir hâl aldı ki, Haçlı dünyasında bir Hıristiyan İslâm dinine geçtiğinde ona,  “Türk oldu!”  denildi.

İslâm dini Hz. Muhammed aleyhisselâm tarafından milâdi 610 yılında tebliğe başlandığına göre Türklerin İslâm dini ile tanışması ve onu benimsemesi arasında neredeyse 350-400 yıl var demektir. Lâkin ilk Türk’ün İslâm’a girişi ile Peygamberimizin İslâm’ı tebliğ ettiği yıl, aynı, yani milâdi 610’dur. Evet, bir Türk İslâm’ın Mekke döneminde Hz. Muhammed’in dâvetine evet demiş ve azılı İslâm düşmanı Ebu Cehil’in çok ağır işkencelerine maruz kalmış ve nihayet yine o pis Ebu Cehil’in bağrına sapladığı mızrağı ile şehit olmuştur. Ve  İslâm’ın ilk şehidi işte Bu Türk evlâdıdır. Allah (c.c.) katında şehitlerin durumunu bu dini az buçuk bilenler bilir ve Allah kendisi için İslâm kimliği ile ilk şehit olanın bir Türk evladı olmasını murat etmiştir. Siz siz olun gazilik ve şehitlik kavramları ile mücadele eden ve Türkler zorla Müslüman oldu yalanını yayan odak ve dudaklara aldanmayın ve sorun,  “Türkler zorla Müslüman oldularsa, dünyaya hakim oldukları dönemde niye dinlerinden vazgeçmediler?”

Peki, kimdir Müslüman olan ilk Türk?

O, Sümeyye validemizdir.

Sümeyye’nin Türk olduğunu Türk olmayan ve ilmî otoritesi İslâm ve Batı dünyası tarafından saygı ile kabul edilen Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’tır. Hamidullah’ın tarihi kaynaklardan çıkarttığına göre Taif’te,  el Haris bin Kalede isimli tedavide usta çok ünlü bir doktor vardır. İran bölgesinden valiler bile tedavi için ona gelmektedirler. O yıllarda da İran bölgesi Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir ve Sümeyye validemiz Übülle Valisi’nin yanındadır ve o adı Pamuk’tur. Gün olur Übülle valisi Taif’teki meşhur doktora tedavi olur, memnun kalır ve Pamuk’u Haris bin Kalede’ye cariye olarak hediye eder, Taif’e gelen Pamuk’un ismi Sümeyye olur. Sümeyye birkaç defa evlenir, son evlendiği kişi Yemen Yasir’dir, Yasir’den oğlu Hz. Ammar doğar.

Yine İslâm’ın ilk yıllarını az buçuk bilenler Mekke’de kabile ve soy sop dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu bilirler. İşte bu ırkçı ortamda Sümeyye Türk’tür, kolu kanadı yoktur. Kocası Yasir, Yemenli’dir, kolu kanadı yoktur. Öyle olduğu için bu aile Ebu Cehil gibilerin kolayca işkence edebileceği bir ailedir. Hz. Sümeyye’nin Türk olduğuna dair bilgileri Prof. Dr. Zeki Velidi Togan,  Prof. Dr. Abdülkadir Karahan ve Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı da naklederler.

Hz. Sümeyye İslâm’ı kabul ettiğinde artık çok yaşlı idi. Pis Ebu Cehil,  “Sen Muhammed’e aşık oldun!” bile dedi. Ebu Cehil tarafından en şedit işkencelere tabi tutulan Türk kadını Sümeyye inancından bir adım geri atmadı.

İlk Müslüman Türk ve İslâm’ın ilk şehidi Hz. Sümeyye Ebu Cehil’in işkenceleri altında son nefesini verdiğinde, Allah’ın resulü Hz. Muhammet aleyhisselam şöyle demişti:

“- Küfrün işi bitti!”

Ey Türk evladı, ey Türk kadını..

Sen işte böyle  “Küfrün işinin bitirilişinde”  Allah’ın seçtiği bir kavimsin. Daha sonra gerçekten de tam 22 milyon kilometrekarede Küfrün işini bitiren millet senin milletin değil miydi? Yalnızca Osmanlı coğrafyasında değil, bugün Asya içlerine kadar küfrün işini adım adım bitiren ve o coğrafyaları İslamlaştırarak bugünkü Pakistan’ın bile temellerini atan senin ataların değil miydi?

Elhamdülillah, öyleydi..

Ve Fahr-i Kâinat Efendimiz, Şehit Türk evladı, ümmetinin yıldızı Hz. Sümeyye’yi o halde gördüğünde,  “Küfrün işi bitti!”  dedikten sonra eklememiş miydi:

“- İslam’ın zaferi kesinleşti!”

Diye..

İşte Türk anasının mayası ve işte ilk Müslüman olan Türk’ün ümmet ve milleti adına toprağa bir tohum gibi düşmesi..

Allah (c.c.) İstanbul’un Fethini de işte bu Hz. Sümeyye’nin nesline nasip etti. Ve Hz. Muhammed aleyhisselam neslinin devamına da bu milleti vesile kıldı.

Nasipse onu da yarın anlatalım..

Peygamber soyunun sürmesinde Türk milletinin rolü!

Peygamberimizin Türkler hakkında pek çok hadisi var.

Şahsen biz Prof. Dr. Zekeriya Kitapcı’nın,  “Hz. Peygamber’in Hadislerinde Türkler”  isimli değerli çalışmasının her vatan evladının evinde bulunmasını çok arzularız.

Konumuza dönelim.

Evet, Hz. Sümeyye bir Türk’tür ve Mekke döneminde, İslâm’ın ilk günlerinde Müslüman olmuş, Ebu Cehil zaliminin bütün işkencelerine rağmen dininden vazgeçmemiş, sonunda onun hançeri ile şehit edilmiştir. Yani Allah (c.c.) bütün insanlık için seçtiği din olan İslâm adına ilk şehidin bir Türk, üstelik bir Türk kadını olmasını murat etmiştir. Birileri,  “E, bunda ne var!”  diyebilir. Bunda ne olup olmadığını bunu böyle murat eden, dinin, din gününün ve âlemlerin Rabbi Allah bilir.

Yine Allah’ımız Hz. Muhammed’e Kur’an’ında  “Habibim” demektedir. Kur’an’ında  “Allah ve meleklerinin Hz. Muhammed’e selam ettiklerini” beyan buyurmaktadır. Allah’ın, âlemleri yüzü suyu hürmetine yarattığı Hz. Muhammed aleyhisselam ise Ehlibeytini ümmetine emanet etmiştir. Allah resulü neslini biz Müslümanlara emanet etmiş olmasına rağmen işte bu  “Emanet”  Kerbela’da yok olmakla yüz yüze gelmiştir ve Türk işte bu tarihi kırılma noktasında da Allah tarafından bir defa daha devreye sokulmuştur.

Hz. Sümeyye İslam’ın ilk günlerinde Müslüman olmasına rağmen Türklerin İslâm’a kitleler halinde girmeleri yüzyıllarca sonradır ve Kerbela hadisesi yaşandığında Türkler henüz Müslüman değildir. Peygamber torunu Hz. Hüseyin (r.a) Yezid tarafından biata zorlandı Hz. Hüseyin de hilafetin saltanat haline getirilmesine karşı çıktığı için bu biatı kabul etmedi, edemezdi.

Taraflar Kerbelâ’da karşı karşıya geldiler. Hz. Hüseyin’in yanında aile efradıyla birlikte yetmiş kişi bulunuyorken,  Yezid’in gönderdiği  komutanların emrinde ise binlerce asker mevcuttu.

Olayın devamını Rahmetli Halûk Nurbaki’nin  “İmanla Gelen İlim” isimli eserindeki  “7 Goncalı Çiçek”  yazısından aktaralım:

“14 asır evvel Kerbelâ’da dünya tarihinin en büyük trajedisi sergileniyordu. Ortalığı can korkusu ve dünya çıkarlarının tehdit ettiği bir muharrem ayının 9. günü, ufukta yedi atlı göründü. Yağız atlarının sırtındaki bu yedi Türk kahramanı, canlarını hiçe saymışlar ve (...) Hz. Hüseyin Efendimiz’e gelmişlerdi. Allah aşkı ile yanan bu kahramanlar, peygamber torunlarına karşı yapılan tuzakları sezmişler ve Hz. Hüseyin Efendimiz’i Türkistan’a götürmeyi istemişlerdi.”

“Hz. Hüseyin Efendimiz: ‘Kumandanınıza teşekkür ederim. Ancak yardımınız bana değil, hasta oğlum Abidin’e  olacaktır. Ben şehid olduğumda onu alıp götürün’ buyurdu (Nurbâki, Anadolu Mucizesi)”

Hz. Hüseyin ellerini semaya kaldırarak:

“- Yarabbi, bu milletin 7 atlısına karşılık 7 Müslüman Türk devleti ver!”

Diye niyaz etmekten kendini alamadı.

Evet, Allah (c.c.),   “Habibim”  dediği Hz. Muhammed neslinin devamı için de Türk’ü görevlendirmiştir.

“E bunda ne var?” diyenlere de, “Sen onu, bunu böyle takdir eden Allah’a