Üyeleri Arasında KTÜ Vakfı'nında Bulunduğu
Türk Dayanışma Konseyi'nden TÜRKİYE KAMU SEN'e Destek Ziyareti

Türk Dayanışma Konseyi
Türkiye Kamu-Sen’in kurduğu Toplu Görüşme takip çadırını ziyaret
etti. Türk Dayanışma Konseyi Dönem Sözcüsü Kazım Ütük, ziyaret
sırasında yaptığı konuşmada, ''her geçen gün ağırlaşan iç ve dış
şartların baskısı altında ülkenin tüm insanlarının ayakta kalma
mücadelesi verdiğini'' belirtti.
Türk Dayanışma Konseyi Dönem
Sözcüsü Kazım Ütük: ''Türkiye Kamu-Sen, milletten alırken AB
şartlarını, memura verirken Afrika şartlarını dayatan çarpık
anlayışın değişmesini istiyor'' Türk Dayanışma Konseyi Dönem
Sözcüsü Kazım Ütük, ''Türkiye Kamu-Sen'in, milletten alırken AB
şartlarını, memura verirken Afrika şartlarını dayatan çarpık
anlayışın değişmesini istediğini'' söyledi. Ütük, ziyaret
sırasında yaptığı konuşmada, ''her geçen gün ağırlaşan iç ve dış
şartların baskısı altında ülkenin tüm insanlarının ayakta kalma
mücadelesi verdiğini'' belirtti.
Bu mücadelenin, siyasi,
hukuki ve sosyal meşruiyet zemininde, toplumsal birliktelik ve
barışı zedelemeden sürdürülmesinin herkesin en önemli güvencesi ve
kazancı olduğunu ifade eden Ütük, şöyle devam etti:
''Bilindiği gibi devletin,
tarihten ve milletin kök değerlerinden beslenen görünmez bir ruhu
vardır. Bu ruh, kamu çalışanlarıyla yani memurlarla ete kemiğe
bürünerek vücut bulur. Devlet işte bu vücutla etkinlik kazanır, iş
yapar ve millete hizmet verir. O halde devleti yönetmek durumundaki
akıllı bir hükümet bu vücudu zayıflatmaz aksine hem korur hem de
güçlendirir. Onun hem onurunu korur, hem de karnını doyurur,
namerde muhtaç etmez. Ne yazık ki 6 yıldır bu ülkeyi yöneten
hükümetin devletin hem ruhuyla hem de bedeniyle arasının serin
olduğu görülmüştür.
Türkiye Kamu-Sen, milletten
alırken AB şartlarını, memura verirken Afrika şartlarını dayatan
çarpık anlayışın değişmesini istiyor. Türk memuru insanca yaşasın
istiyor. Ücretlerde adalet istiyor. Adalet ve kalkınma sadece
yandaş partililer ve cemaatler için değil, bütün Türk Milleti için
olsun istiyor.''
Türkiye Kamu-Sen Genel
Başkanı Bircan Akyıldız da Ütük'e dile getirdiği duygu ve
düşüncelerden ötürü teşekkür etti. 27.8.2008
www.kamusen.org.tr
.......
İŞ ARAYANLAR,
İŞ KURMAK İSTEYENLER,
İŞ ALMAK İSTEYENLER
İÇİN
FAYDALI SİTELER
1-
www.yenibiris.com
2-
www.yapirehberi.net
3- www.bayimolurmusun.com
Devlet
Kurumları
Kamu ihale kurumu
Kamu ihale kanunu
Sağlık bakanlığı ihale bilgi sistemi
İhale Siteleri
DGMarket
Uluslararası
ihale ve satınalma portali
----------------------------------------------------------------------------
Ekol Haber
İhale
Haberleri ve sonuçları
----------------------------------------------------------------------------
İhale Bülteni
İnşaat, Sağlık gibi bir çok
ihalenin yer aldığı bülten
----------------------------------------------------------------------------
İhale Bülteni.Net
Kamu
kurum ve kuruluşlarının ihalelerin yer aldığı, üyelik sistemiyle
çalışan ihale sitesi
----------------------------------------------------------------------------
İhale.cc
Ağırlıklı olarak inşaat
ihalelerini yayınlayan ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
İhale Dergisi
İnşaat ihalaleri
bilgileri içeren online dergi
----------------------------------------------------------------------------
İhale
İlan
İhale
İlanları, sonuçları gibi bilgiler veren ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
İhaleilan.net
İhale
İlan bilgileri veren yeni kurulmuş bir ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
İhale
Haberi
İhale
Haberlerinin yer aldığı ve ihaleleri e-posta adresine gönderen bir
ihale sitesi
----------------------------------------------------------------------------
İhale.Net
İlan
Tahtalarında yayınlanan tüm İhale İlanları
----------------------------------------------------------------------------
İhale.Gen.tr
İhale haberleri, İhale arama
motoru
----------------------------------------------------------------------------
İhaleci.com
İnşaat ihaleleri,
Malzeme ihaleleri gibi bir çok ihale haberinin yer aldığı site
----------------------------------------------------------------------------
İhalelerde Haftalık Gündem
İhale Haberleri,
Güncel ihale ilanları
----------------------------------------------------------------------------
İhale Haber
İhale Haberleri, İhale
İlanları, İhale Arama motoru gibi çok içeriği olan ihale sitesi
----------------------------------------------------------------------------
İhaleNet.com
İnşaat
ihale duyuruları,
ihale sonuçları, müteahhit
adresleri
----------------------------------------------------------------------------
İhale.org
İhaleleri kategorilerle
sınıflandırmış bir ihale portalı
----------------------------------------------------------------------------
Kamu İhale Bülteni
Türkiye
Genelindeki Tüm Resmi Kurum İhaleleri ve Ücretsiz İhale Postası
----------------------------------------------------------------------------
SaglikBank.com
Ağırlıklı olarak Tıbbi
ihale ilanlarının yer aldığı ve tıbbi malzeme fiyatları hakkında
bilgi veren bir site
----------------------------------------------------------------------------
SaglikBank.Net
Tıbbi ihale
ilanlarının yer aldığı bir porta
----------------------------------------------------------------------------
Sağlık Yayıncılık
Tıbbı ihale
duyuruları ve tıp sektörü ile ilgili bilgiler
----------------------------------------------------------------------------
Sistem Dergisi
İnşaat ihaleleri ve
diğer sektörden ihale haberleri veren bir site
----------------------------------------------------------------------------
Turkihale.com
Günlük ihale haberleri
Projeler ve Analizlerin yer aldığı bir portal
----------------------------------------------------------------------------
....
VİZYON
OLARAK
CUMHURİYETİMİZİN 100. KURULUŞ YILI OLAN
2023
MERKEZLİ
DÜŞÜNENLER İÇİN
BEŞ
ÖNEMLİ SİTE
Enerji Alanında
www.enerji2023.org
Ekonomi Alanında
www.ekonomi2023.org
Bilişim Alanında
www.bilisim2023.org
Ulaşım Alanında
www.ulasim2023.org
Eğitim Alanında
www.egitim2023.org
Tavsiye
ederiz
......
KUTLAMA

Berat
kandilinizi kutlar, kandilin sizin, ailenizin ve Türk İslam
Dünyasının Dünya ve Ahiret mutluluğuna vesile olmasını Yüce
ALLAH(c.c)'tan niyaz ederiz.
KTÜ VAKFI
Prof .Dr.
İbrahim ÖZEN Tekrar KTÜ Rektörü

18 Haziran 2008 tarihinde KTÜ'de yapılan rektör aday adayı
belirleme seçimlerinde birinci olan ve 21 Temmuz 2008 tarihinde
Yüksek Öğrenim Kurumunda yapılan oylama sonucunda oy birliğiyle
birinci sırada Cumhurbaşkanı'na sunulan Prof. Dr. İbrahim
ÖZEN, Cumhurbaşkanı GÜL tarafından 05 Ağustos 2008 tarihinde
Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atanmıştır.
KTÜ Mezunları Dayanışma Vakfı'ndan İbrahim ÖZEN'e Kutlama
KTÜ VAKFI Prof.Dr. İbrahim ÖZEN'in KTÜ'ye yeniden rektör
atanmasından dolayı memmuniyetini belirterek kutladı.
Vakıf Genel Başkanı Köksal KOÇER imzasıyla yayınlanan ve rektör
ÖZEN'e gönderilen kutlama mesaj şöyle:
Sayın Prof.
Dr.İbrahim ÖZEN
KTÜ Rektörü
Türk Dünyasının ve Karadeniz
Havzasının merkezinde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki
verimli ve hayırlı hizmetlerinizi gelecek yıllarda da sürdürmenize
imkan sağlayacak olan 2. Dönem Rektörlük görevine atanmanızı KTÜ
Mezunları Dayanışma Vakfı olarak kutluyor, Mezunu olmaktan daima
gurur duyduğumuz Üniversitemizin sizler gibi ehil ve çalışkan
kadroların yönetiminde emin adımlarla yarınlara doğru yürüyüşünü
sürdüreceğine inanıyoruz.
Saygılarımızla....
......
Asya’dan
Avrupa’ya demir İpekyolu
Tarihi İpek
Yolu’nu demiryolu ağlarıyla yeniden canlandıracağı için ‘İpek
Demiryolu’ olarak anılan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu
projesinin Türkiye ayağının temeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Cumhurbaşkanı
Mihail Saakaşvili’nin katılımı ile atıldı. Cumhurbaşkanı Gül, proje
ile tarihi
İpekyolunun tekrar canlanacağını belirterek, “Bu proje, sadece 3
ülkeyi bağlamıyor. Asya’nın ortasında Çin’den, Avrupa’nın öbür
ucundaki Londra’ya kadar uzanıyor. Sadece insanlar taşınmayacak,
mallar da üretilen ürünler de taşınacak. Bu tren hattı, iki farklı
coğrafyadaki farklı kültür ve anlayışı da bağlayacak” dedi.
HAYAL ÜRÜNÜ TEPKİSİ
Gül, kimi
çevrelerin projeye “hayal ürünü” diyerek tepki gösterdiğini
belirterek, unutulan projenin 2004’te raflardan indirilerek realize
edildiğini söyledi. Gül, üç ülkenin siyasi iradelerinin ortaya
konması ve Kazakistan ve Çin’in de destek vermesiyle, hayata
geçirildiğini anlattı. Üstü kapalı olarak Ermenistan’a da mesaj
veren Gül, projenin Kafkasya’nın güven ve istikrarına da katkı
yapacağına işaret ederek, komşularıyla iyi ilişkileri olan herkese
açık olduğunu kaydetti. Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili
“Halklar arasında yakın işbirliği ve bağlantı sağlanacak” dedi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ise “Kağıt üzerinde kalacak denen
projeyi hayata geçirdik” diye konuştu.
2011’DE TAMAM
Proje bu üç
ülkenin Bakü Tiflis-Ceyhan (BTC) ve Bakü Tiflis Erzurum doğalgaz
boru hatlarından sonra imza attığı üçüncü büyük proje olacak. İpek
Demiryolu, batıda Boğaz geçişli Marmaray demiryolu tüneliyle Avrupa
demiryolu ağına, doğuda da Çin demiryolu hattına bağlanacak. 2011
yılında tamamlanması beklenen projeyle 2034 yılında da 3 milyon
yolcu ve 17 milyon yük taşıma kapasitesi olacağı tahmin ediliyor.
SHANGAY’DAN
LONDRA’YA
Proje tamamlandığında, Çin’in
Shangay kentinden çıkacak bir tren, Hazar, Bakü, Tiflis ve Kars’ı
geçerek, İstanbul’a ulaşacak, buradan halen devam eden Marmaray
projesi ile Boğaz altından Avrupa’ya geçecek. Tren, oradan da
Manş’ı aşıp İngiltere’nin başkenti Londra’ya ulaşacak.
25.07.2008
....
Ufuk Açan
Zaferler

Özünde gelişme
kabiliyeti olan her varlık, şartları oluşunca harekete geçer.
Açılma, gelişme ve olgunlaşma hedeflerini aşama aşama , adeta
zincirleme bir fetih hareketiyle zafere ulaştırır. Tıpkı toprağın
içindeki bir incir çekirdeğinin kabuğunu çatlatması, filizlenip
toprağı delmesi, fidan olup dal budak salması ve nihayet çiçek açıp
meyveye durması gibi. Küçücük incir çekirdeğinin içinde hapsedilen
hayat enerjisinin etrafındaki bütün zorluklara rağmen aşama aşama
ileriye doğru atılması, açılıp gelişmesi, biri diğerini tetikleyen
zaferler dizisidir.
Bu açıdan bakıldığında etrafımızı saran ve benliğimizde odaklaşan
hayat denen gerçek mucize en geniş ve en genel anlamda iç içe
geçmiş zaferlerin ürünüdür. Eğer, hayat içinde hayatı doğuran böyle
anlamlı zaferler olmasaydı, her tarafı derin bir ölüm sessizliği
saracaktı. Zifiri karanlığı ölüme mahkum eden aydınlığın enerji
dolu ışıkları daha ışımadan sönecekti. Her türlü kötülüğe analık
eden kara cehaletin amansız düşmanı olan bilgi akıl dolu kafaları
ve sevdalı gönülleri aydınlatamayacaktı. Hayatı zehir eden kopkoyu
nefreti kovamayacak, ilahi aşktan zuhur eden sevginin yaşatıcı ve
yeşertici rahmani soluğu mana ve madde dünyamızı
canlandıramayacaktı.
İşte bu yüzden, görünürde her türlü olumsuzluktan bir çok hayrın ve
güzelliğin doğumunu sağlayan kutsal bir sancının, bereketli bir
çilenin adıdır, zafer.
Zafer vardır feth eder Mekke’yi, temizler putlardan kutsal Kabe’yi.
Zafer vardır, sıradağlar gibi duran Bizans ordusunu dağıtır
Malazgirt’te, açar Anadolu’yu ardına kadar, Allah’ın ordusu
Türklere. Zafer vardır, yıkar surları, girer Kostantine’ye, açar
yepyeni aydınlık bir çağı. Zafer vardır, Türkü söyler Kosava’da,
Mohaç’ta, Çaldıran’da, Mercidabık’ta , toplar yetmiş iki buçuk
milleti Türk’ün adalet dağıtan bayrağının altında. Ve yine zafer
vardır, dağıtır bütün kahpeliğiyle üstüne çullanan yedi düveli,
kovar ebedi Türk Yurdu Anadolu’dan.
Bir de, dudakları çatlatan çöl cehenneminde serabı görülen pınar
suyu gibi hasreti çekilen, ufuklar ötesine gizlenmiş zaferler
vardır. Birleşmiş, bütünleşmiş, devletleşmiş Büyük Türkiye Ülküsü
gibi. Böyle bir Türkiye’nin etrafında toplanmış koskoca İslam
Dünyası gibi. Ve böyle bir dünyanın kardeşlik ve huzur yörüngesine
girmiş, tek vücut olmuş insanlık ailesi gibi.
Bu ufuklar ötesine uzanan zaferleri yaşamak mümkündür: Eğer, Sen
istersen.
İstemek demek; hazırlamaktır, gerekli ve yeterli emeği, sermayeyi,
bilgiyi, sevgiyi ve aşkı başlatmak için zincirleme zaferler
hareketini.
Ve yine hazır olmaktır, en çetin yollardan geçmeye, sabrın ve
sebatın dikenli yollarında yürümeye, çatlatırcasına gerim gerim
geren kafa ve gönül sancılarını çekmeye…
Madde ve manada adeta “her dem yeniden doğmak”tır, gerçek nurlu
zaferlere ulaşmak.
Yunuscasına sevdalanmak, Yavuzcasına celallenmektir, zaferlere
ulaşmak…
Eğer bitmeyen baharları, ölmeyen hayatları, sönmeyen aydınlıkları,
sonsuza uzanan mutlulukları getirecek kutsal bir zafer istiyorsan,
dön içine, bak kendi öz gerçeğine, anla kimmiş senin yenmen gereken
gerçek düşmanın. Ve Bismillah diyerek başlat Büyük Cihadı. Yen,
yedi aşamada yedi düvelin kanlı, kinli,kirli ordularını. Ulaş
menziller menziline, kavuş büyük kurtuluşa, er kutlu zafere.
Böyle bir zaferin açtığı nurlu ufukta sana ötelerden şöyle
seslenildiğini duyacaksın: “.. Ey olgunluğa ve doygunluğa ermiş
benlik!... Sen Rabbinden Rabbin de senden hoşnut olarak O’na dön.
İyi kullarımın arsına katıl ve Cennetime gir..”
Türklüğün Zafer ayı olan Ağustoslar Müslüman Türk'e; sonludan
sonsuza, maddeden manaya, esaretten hürriyete, mağlubiyetten
zafere, yaratıktan Yaratana uzanan uzun ince yolda ufuklar açan,
perdeler aralayan gerçek zaferlerin muştulu, sihirli şifrelerini
fısıldamakta…
.....
Vatan-Millet-Ekmek-Adalet

“Süzülmüş
toprak”tan yaratılan insan, yukarıların yukarısından “aşağıların
aşağısına” indirildiğinde “besmele” çekip ayağını bastığı toprağı
hiç yadırgamamış olsa gerek. Yaşaması için, neslini sürdürebilmesi
için, dahası olgunlaşıp tekrar yukarıların yukarısına yükselerek
kopup geldiği “öz vatan”ına dönebilmesi için “güç aldığı, kudret
topladığı” toprağının uğrunda gerektiğinde kan dökmüş, can vermiş,
kutsal bilmiş adına da vatan demiş.
“Vatan sevgisi imandandır” diyor, Alemlerin Rahmeti. O yüzden
toprak şehitlerin kanıyla sulandıkça vatan olur, namus olur, iman
olur. Gönlüyle, aklıyla, sermayesiyle, emeğiyle üretenlerin
eserleriyle vatan mamur olur, imar olur.
Kutsal vatan toprakları üzerinde dil gibi, din gibi, tarih gibi,
kültür gibi, menfaat gibi ortak değerlerle bir birine bağlanmış
insan topluluğun adı olan millet; çocukluktan ihtiyarlığa yürünen
bir yoldur, beşikten mezara okunan bir okuldur, hamlıktan olgunluğa
pişilen bir ocaktır, büyüğün küçüğü sevdiği, küçüğün büyüğü saydığı
birlikte ağlanıp birlikte gülündüğü bir ailedir, bireylerin hücre
misali bir düzen içinde bir araya geldiği, toplumsal organları,
toplumsal sistemleri oluşturduğu, içinde geçmişten geleceğe taşınan
milli bir ruhun taşındığı adeta bir büyük özgür insandır, millet.
Ekip dikmek lazım vatanın kutsal topraklarını, sevgiyle, bilgiyle,
sermayeyle, emekle, helalle yoğrulmuş mübarek bir lokma için.
Doyurmak lazım aç milleti, giydirmek lazım çıplak milleti, donatmak
lazım cılız devleti. Aksi takdirde doğduğu yerde doymayan
millet, karnının doyduğu yere vatan der. Doyurulmazsa aç millet,
yıkar fırınları, kemirir kutsallarını, yemeye başlar inançlarını.
Satar yabana vatan topraklarını,üç kuruşa.
Gün görmüş, sakal ağartmış büyükler “Allah kimseyi açlıkla terbiye
etmesin” derler. Yine derler ki; aç elini kora sokar, aç kılıca sarılır, aç kiminle olsa savaşır, aç
kendini ateşe salar, aç it fırını
yıkar, aç kurt aslana saldırır. Hele bir de tok geğirirken aç
esniyorsa, tok yerken aç bakıyorsa milletin de vatanın da kıyameti
yakın demektir.
Genişletmeli devlet ekmek kapılarını, yüzdürmeli milletin ekmek
teknelerini. Millet; inançla ,sevgiyle, ilimle fenle, sabırla
sebatla işlemeli vatan topraklarını, “bir taneden yedi başak, her
başaktan yüz buğday” çıkarmalı, çoğaltmalı unu, hamuru, yağ
sürülmeli, bal sürmeli ekmeğine, bölüşmeli hakça, birlik
içinde dirlik içinde kardeşçe el ele gönül gönüle, halay çekmeli, düğün
dernek kurmalı harman yerinde hasat mevsiminde, kırda bayırda,
köyde kasabada.
Selam olsun sevdalı başlara ekmekli aşlara.
Ne mutlu!.
Delikanlıca sevene, alimce bilene, bereketlice üretene, kardeşçe
paylaşana
Ve adalet... Mülkün temeli olan adalet: Her şeyi layık olduğu yere
koymak, herkese hak ettiğini zamanında, zemininde vermek.
Adalet;
devlet olmanın ana gayesi. milleti yaşatmanın soluk borusu, gücün
aklı, hakkın ruhu, ahlakın oğlu, düzenin kurucusu, huzurun mimarı,
zayıfın gücü, zalimin düşmanı mazlumun dostu,
eşitliğin babası, dengenin terazisi, kıyametin sigortası, nurun
kaynağı, cennetin
kapısı.
Aşk’tan yaratılan alemler adaletle ayakta duruyor. Zerrede adalet,
kürrede adalet, atomda adalet kainatta adalet, hücrede adalet
vücutta adalet... İlahi adalet.
Her nerede ölçü varsa orada denge,
orada huzur, orada adalet, orada cennet var. Her nerede ölçü yoksa
orada dengesizlik, orada acı, orada zulüm, orada cehennem var.
Destek vermeli devlet, güç vermeli ekmeğini taştan çıkarana. Fırsat
vermemeli, imkan tanımamalı “ekmek elden su gölden” yaşamak isteyen
hokkabazlara. Yedirtmemeli haramzadelere tüyü bitmemiş yetimin
hakkını. Zayıfa, mazluma karşı kuzu, hırsıza, arsıza zalime karşı
aslan olmalı devlet, hükümet ve iktidar.
Ne mutlu!
Hakkı halkta görüp adaletle hükmedenlere .
Eğer millet devletiyle vatanıyla hür ve bağımsız, onurlu ve özgür
kıyamete kadar yaşatılmak isteniyorsa, helalinden karnı doyurulmalı, adaletle
yönetilmeli, huzurlu kılınmalı, bekası sağlanıp sağlamlaştırılmalı.
....
Bu Vatan Kimin?

Orhan Şaik Gökyay
Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır...
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...
İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir...
Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...
Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusunda görenlerindir...
....
CUMA HUTBESİ
ÜÇ AYLAR
VE REGÂİB KANDİLİ
Muhterem Müminler!
Yüce Allah’ın insanlara
rahmetini ve nimetlerini çokça ihsan ettiği belli vakitler, belli
mevsimler vardır. Haftanın günleri arasında Cuma; kamerî aylardan
olan Recep, Şaban ve Ramazan bu türden feyiz ve bereketi bol zaman
dilimlerindendir.
Allah’a şükürler olsun ki, İslâm dinine gönülden bağlı Yüce
milletimizin “üç aylar” diyerek özel bir önem verdiği Recep, Şaban
ve Ramazan aylarının başlangıcına ulaşmış bulunuyoruz. 04 Temmuz
Cuma günü üç aylar başlayacaktır. Sevgili Peygamberimiz, bu aylarda
her zamankinden daha çok ibadet eder ve “Allah’ım! Recep ve Şaban
ayını hakkımızda hayırlı kıl, bizi Ramazan ayına kavuştur.” [2]
diye dua ederdi.
Kuşkusuz bu aylar, dünyanın
ağır meşgaleleriyle bunalan ruhlarımızı dinlendirmek ve kulluk
şuuru içinde Yüce Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmak için çok
kıymetli fırsatlardır. Bu aylarda yapılacak dualar, tevbe-istiğfarlar,
kalıcı iyilik ve hayırlar, sevinç ve kederlerin gönülden
paylaşılması Rabbimizin katında karşılığını fazlasıyla bulacaktır.
Üç ayların ilki olan Receb’in ilk Cuma gecesi Regâib kandilidir.
İnşaallah önümüzdeki 3 Temmuz Perşembeyi Cuma’ya bağlayan gece
Regâib kandilini idrak etmiş olacağız. Bu gecede Yüce Allah’ın
ilahî ihsan ve manevî hediyelerinin diğer zamanlardan daha çok
tecelli etmesi, samimi kalple Allah’a yönelenlerin affedilmelerinin
ümit edilmesi ve müminlerce gönülden arzulanması sebebiyle bu
geceye “Regâib” denilmiştir.
Muhterem Müslümanlar!
Bu gecede öncelikle yapılması
gereken, nefis muhasebesi, kendimizi sorgulama ve yargılamadır;
sonra da tövbedir, duadır. Madde ve mânâ arasındaki dengenin, mâna
aleyhine bozulduğu; insanlar ve toplumlar arası ihtilafların bütün
dünyayı olumsuz yönde etkilediği; akl-ı selim yerine silahların
konuştuğu bir zamanda, insanın ruhunu, derin kırılmalardan ve
acılardan koruyabilmek için, nefis muhasebesine, tövbeye ve duaya
her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Emin olmalıyız ki bu
bizi daha sorumlu kılacak, olgunlaştıracak, pişirecektir. Dinimizin
bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği bu yol ihmal veya terk
edilirse, insanın varlığı değersizleşir. Bunun toplumsal tezahürü
de adaletsizlik, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam
duygularının yaygınlaşması; merhametsizlik ve sevgisizlik biçiminde
ortaya çıkar. Nefsiyle hesaplaşmayı hakkıyla yapanlarda en önemli
değişimlerden biri kötülükleri olabildiğince arkalarına atıp
Allah’ın yeryüzünün halifesi olarak yarattığı insanı kardeşlerinin
acılarını yüreklerinde hissetmeleridir.
Aziz Cemaat!
İşte Regâib Kandili, sözünü
ettiğimiz nefis muhasebesinin yapılması bakımından bizim için
bulunmaz bir fırsattır. Şu halde bu gece hatalarımız varsa onları
terk edelim, kötü duygu ve düşüncelerimizi kalplerimizden atalım.
Allah ve Resûlünü bize unutturan şeyleri bir tarafa bırakalım. Yüce
Kitabımızda “Nefsini, ruhunu arındıran kurtuluşa ermiştir; onu
kötülüklere gömüp kirleten de ziyana uğramıştır” [3]. Gönül
sarayımızı bulandıran haset, kin, düşmanlık, haksızlık ve zulüm
çamuruna bulaşmaktan sakınalım. Birbirimize, anne ve babamıza,
yakınlarımıza sevgiyle ve iyilikle yaklaşalım. Dünyamızı saran
düşmanlıklara karşı birlik ve beraberlik içinde olalım.
Gönüllerimizde iyilik, fazilet ve bilgi ışığını yakalım.
Kalplerimiz bu güzel duygularla dolsun. Allah’ın rahmet ve bereketi
üzerinize olsun.
_________________
[1] Mü’min, 40/60.
[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259.
[3] Şems, 91/9-10.
....
Pekin Olimpiyatlarında Unutulan Vatan!
2008 Dünya
Olimpiyatlarının yapılacağı ülke olarak Çin�in
belirlenmiş olması barış, demokrasi ve insan hakları lafazanlığı
yapan dünya devletleri için zaten başlı başına bir çelişkidir.
DÜNYA ZULMÜ
GÖRMEZLİKTEN GELİYOR!
2008 Dünya
Olimpiyatlarının yapılacağı ülke olarak Çin�in
belirlenmiş olması barış, demokrasi ve insan hakları lafazanlığı
yapan dünya devletleri için zaten başlı başına bir çelişkidir. Zira
onlarca yıldır uluslar arası dünya insan hakları örgütlerinin hemen
her yıl hazırladıkları raporlarda insan hakları ihlalleri yönünde
sabıkalı olduğu kayıtlara geçen komünist Çin hangi kıstaslara göre
2008 yılı Olimpiyat müsabakalarının yapılacağı ülke olarak
belirlenmiştir anlamak mümkün değildir.
Çin hükümeti
işgali altında tuttuğu Tibet, İç Moğolistan ve Doğu Türkistan
halkları üzerinde devam ettirmekte olduğu baskıyı Dünya Olimpiyat
Komitesi üyesi ülkelerin üzerinde demi kurmuştur? Ya da bu
komitenin üyeleri arasında Çin�den
nemalanan birilerimi vardır?
Sporun amacı
insanlar ve ülkeler arasında kardeşlik, dostluk ve barışın tesis
edilmesine yönelik olduğu biliniyor.
O halde Çin
gibi 1949 yılından bu güne kadar sadece ideolojik fikir ayrılıkları
sebebiyle milyonlarca insanı katleden, Doğu Türkistan Tibet ve İç
Moğolistan halkları üzerinde asimilasyon, soykırım ve katliam
politikaları uygulayan bir devlete nasıl Olimpiyat ülkesi olma
hakkı verilir?
Hiçbir hakkı
olmamasına rağmen kendi sömürgesi haline getirdiği ülkelerin bütün
zenginliklerini kendi ülkesine yani Çin�e
taşıyan, uyuşturucu ticareti, gasp, hırsızlık ve devlet eliyle
organ ticareti yapan Çin�e
diğer dünya devletlerinin de hakkı olan Dünya Olimpiyatlarına ev
sahipliği yapma hakkı nasıl teslim edilir?
Dünya
kamuoyunun kendisi hakkında ne dediğini umursamadan, eleştiri ve
kınamaları görmezlikten ve duymazlıktan gelerek kendi çıkarları
için işgali altındaki ülkelerin insanlarını zehirli atıklarla Doğu
Türkistan�da
yapmayı sürdürdüğü nükleer denemelerle katletmekte olan bir ülke
olan Çin nasıl bir dünya devleti olarak kabul edilebilir? Bu ülkeye
Olimpiyatlara ev sahipliği yapma hakkı verilmeden önce neden
kendisine bir çeki-düzen verme ikazı yapılmaz?
26.05.2007
tarihinde alınan haberlere göre, bu yıl Nisan ayının başlarında Çin
Toplum Güvenliği Bakanlığı bütün bölge, otonom bölge ve merkeze
doğrudan bağlı şehirlerin toplum güvenlik dairelerine 2008 yılı
Pekin Olimpiyatları ile ilgili bir gizli bildiri dağıtmıştır.
Bu bildirinin
içeriğine göre Pekin 2008 Olimpiyatları öncesinde Çin devleti epey
telaşlanmış görünüyor. Olimpiyat alanında görev yapacak olan basın
mensuplarının birçoklarını sudan bahanelerle gözaltına almakta ve
hatta hapse atmaktadırlar. Birçoklarının ise bölgeye girişlerini
bile yasaklamışladır. Oysaki Dünya olimpiyat komitesi Çin�den
haber alma ve haber yapma özgürlüklerinin alanının genişletmesini
istemiştir.
Çin
anayasasındaki habercilikle ilgili maddeler net olmayan cümlelerle
dolu olup, kendisinin, insanlar ve özellikle işgali altında bulunan
Doğu Türkistan Türkleri üzerinde uygulamakta olduğu insanlık dışı
eylemlerinin tamamını �hükümet
gizliliği�
olarak kabul edip, menfur icraatlarına
�yasal�
kılıflar uydurarak dünya kamuoyunun gözünü boyamaktadır.
Zulmün Adı: ÇİN
İnsan hakları
ihlalcisi Çin�in
2008 Olimpiyatları öncesinde en büyük korkusu kendi sisteminde var
olan ve dünyanın hiçbir yerinde görülmedik insan hakları ihlalleri
ile ilgili yönlerinin yabancı basın mensupları ve ajanslarca tespit
edilme ihtimalinin kuvvetli olmasıdır.
�Güneş
balçıkla sıvanmaz�
Gerçekler er ya da geç mutlaka dünya kamuoyu önünde ifşa olacaktır.
Dünya insan hakları örgütleri için 2008 Pekin olimpiyatları çok
önemli bir fırsattır. Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir Zira
onlarca yıldır uluslar arası dünya insan hakları örgütlerinin hemen
her yıl hazırladıkları raporlarda insan hakları ihlalleri yönünde
sabıkalı olduğu kayıtlara geçen komünist Çin hangi kıstaslara göre
2008 yılı Olimpiyat müsabakalarının yapılacağı ülke olarak
belirlenmiştir anlamak mümkün değildir.
.....
...
Türk
Milleti Ordu Millettir.
Türk
Devleti Türk milletinin teşkilatlanmış şeklidir.
Türk
Ordusunun Ana Çekirdeği Kara kuvvetleridir.
Kara
Kuvvetlerinin Temeli
Mete
tarafından bundan 2217 yıl önce atılmıştır.
Ordumuzun
2217. Yaşı Kutlu Olsun.
Türk
Milleti
Devletiyle Vatanıyla
Hür ve
Bağımsız Olarak
Kıyamete
kadar Yaşasın.

.....
Üzülmeyin
Yiğitler ...Yine Gururumuzsunuz
HELAL
OLSUN ÇOCUKLAR
TÜRK
MİLLİ TAKIMI
AVRUPA
ŞAMPİYONU OLUR DEMİŞTİK

Herkes bu milli
takım ne yapar diye soruyor...Taraftarlarımızın çoğunda gruptan
bile çıkacağımıza dair tam bir güven yok ...Tıpkı 2002 Dünya
Şampiyonasının başında olduğu gibi...O milli takım Dünya 3. sü
olmuştu. Bugünkü milli takım büyük ihtimalle Allah ın izniyle
Avrupa şampiyonu olur...Buna inanıyoruz..Fatih'in aslanlarına
güveniyoruz...Başarılarının zirveye çıkması için dua
ediyoruz...Size Şampiyonluk yakışır...5.6.2008

5.6.2008
tarihinde yani turnuvalar başlamadan iki gün önce yukarıdaki haberi
yapmıştık. İnancımız ve dileğimiz bu yönde idi. Gerçektende bu
şampiyonanın en iyi takımı biz idik. Sahalara ve hafızalara biz
kalıcı iz bıraktık. Ancak yarı finalde Almanları eze eze 88.
dakikaya gelmiştik. Son dakika sürprizini daha önce hep biz yapmıştık.
Bu sefer Almanya bize yaptı bunu.
Bunca eksiğe
rağmen bu noktaya gelmek de şüphesiz önemli bir başarıdır.
Finallerin olmasa da gönüllerin şampiyonu olduk. Futbolcularımız,
teknik direktörümüz kısacası tüm ekip Avrupa sahalarında TÜRK
DURUŞU gösterdiler. Bizi gururlandırdılar. İleriye yönelik
umutlarımızı arttırdılar.
Onları bir
başka konuda da kutluyoruz.
Yıllardan beri
Türk milleti üzerinde psikolojik harekat yapan düşman güçlerin
üzerimize bulaştırdığı negatif enerjiyi oluşturdukları milliyetçi
rüzgarla sildiler, bize özellikle genlerimize pozitif enerji
yüklediler. Bu yiğitler bu başarıyı ve bu önemli milli görevi "Ne
mutlu Türküm diyene " sözünün düşmanlarının ülkenin her tarafını
işgal ettiği, Türk olmanın adeta suç sayılmaya başlandığı, bu
milletin en önemli yaşam enerjisinin kaynağı olan Türk kimliğine
hayasızca saldırıların en üst düzeyde yapıldığı, kutsal dinimizin
inanç hortumcuları tarafından iblisce istismar edildiği,
pazarlandığı bir dönemde ortaya koymuşlardır. Bu siyasi sosyal
atmosfer yiğitlerimizin başarısını daha da anlamlı kılmakta, daha
da önemli yapmaktadır.
Onlar
milletimizin ve futbol sever bütün dünyanın gönlünün şampiyonudur.
Hepsinden önemlisi milli ruhumuzun milliyetçi enerji
yükleyicileridir. Sağ olun var olun. Başarılarınız daim olsun.
Allah sizden razı olsun.
....
İlk Türk Ne zaman Müslüman Oldu?

Hasan DEMİR
Türk milleti
İslâm dini ile 9’uncu yüzyılın ilk çeyreğinde tanışmaya başladı ve
Yılmaz Öztüna’nın ifadeleri ile 10’uncu yüzyıla kadar yavaş ve
10’uncu yüzyıldan sonra ise büyük bir hızla İslamiyet Türkler
arasında yayıldı ve nihayet öyle bir hâl aldı ki, Haçlı dünyasında
bir Hıristiyan İslâm dinine geçtiğinde ona, “Türk oldu!” denildi.
İslâm dini Hz.
Muhammed aleyhisselâm tarafından milâdi 610 yılında tebliğe
başlandığına göre Türklerin İslâm dini ile tanışması ve onu
benimsemesi arasında neredeyse 350-400 yıl var demektir. Lâkin ilk
Türk’ün İslâm’a girişi ile Peygamberimizin İslâm’ı tebliğ ettiği
yıl, aynı, yani milâdi 610’dur. Evet, bir Türk İslâm’ın Mekke
döneminde Hz. Muhammed’in dâvetine evet demiş ve azılı İslâm
düşmanı Ebu Cehil’in çok ağır işkencelerine maruz kalmış ve nihayet
yine o pis Ebu Cehil’in bağrına sapladığı mızrağı ile şehit
olmuştur. Ve İslâm’ın ilk şehidi işte Bu Türk evlâdıdır. Allah
(c.c.) katında şehitlerin durumunu bu dini az buçuk bilenler bilir
ve Allah kendisi için İslâm kimliği ile ilk şehit olanın bir Türk
evladı olmasını murat etmiştir. Siz siz olun gazilik ve şehitlik
kavramları ile mücadele eden ve Türkler zorla Müslüman oldu
yalanını yayan odak ve dudaklara aldanmayın ve sorun, “Türkler
zorla Müslüman oldularsa, dünyaya hakim oldukları dönemde niye
dinlerinden vazgeçmediler?”
Peki, kimdir
Müslüman olan ilk Türk?
O, Sümeyye
validemizdir.
Sümeyye’nin
Türk olduğunu Türk olmayan ve ilmî otoritesi İslâm ve Batı dünyası
tarafından saygı ile kabul edilen Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’tır.
Hamidullah’ın tarihi kaynaklardan çıkarttığına göre Taif’te, el
Haris bin Kalede isimli tedavide usta çok ünlü bir doktor vardır.
İran bölgesinden valiler bile tedavi için ona gelmektedirler. O
yıllarda da İran bölgesi Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir
bölgedir ve Sümeyye validemiz Übülle Valisi’nin yanındadır ve o adı
Pamuk’tur. Gün olur Übülle valisi Taif’teki meşhur doktora tedavi
olur, memnun kalır ve Pamuk’u Haris bin Kalede’ye cariye olarak
hediye eder, Taif’e gelen Pamuk’un ismi Sümeyye olur. Sümeyye
birkaç defa evlenir, son evlendiği kişi Yemen Yasir’dir, Yasir’den
oğlu Hz. Ammar doğar.
Yine İslâm’ın
ilk yıllarını az buçuk bilenler Mekke’de kabile ve soy sop
dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu bilirler. İşte bu ırkçı
ortamda Sümeyye Türk’tür, kolu kanadı yoktur. Kocası Yasir,
Yemenli’dir, kolu kanadı yoktur. Öyle olduğu için bu aile Ebu Cehil
gibilerin kolayca işkence edebileceği bir ailedir. Hz. Sümeyye’nin
Türk olduğuna dair bilgileri Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof.
Dr. Abdülkadir Karahan ve Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı da
naklederler.
Hz. Sümeyye
İslâm’ı kabul ettiğinde artık çok yaşlı idi. Pis Ebu Cehil, “Sen
Muhammed’e aşık oldun!” bile dedi. Ebu Cehil tarafından en şedit
işkencelere tabi tutulan Türk kadını Sümeyye inancından bir adım
geri atmadı.
İlk Müslüman
Türk ve İslâm’ın ilk şehidi Hz. Sümeyye Ebu Cehil’in işkenceleri
altında son nefesini verdiğinde, Allah’ın resulü Hz. Muhammet
aleyhisselam şöyle demişti:
“- Küfrün işi
bitti!”
Ey Türk evladı,
ey Türk kadını..
Sen işte böyle
“Küfrün işinin bitirilişinde” Allah’ın seçtiği bir kavimsin. Daha
sonra gerçekten de tam 22 milyon kilometrekarede Küfrün işini
bitiren millet senin milletin değil miydi? Yalnızca Osmanlı
coğrafyasında değil, bugün Asya içlerine kadar küfrün işini adım
adım bitiren ve o coğrafyaları İslamlaştırarak bugünkü Pakistan’ın
bile temellerini atan senin ataların değil miydi?
Elhamdülillah,
öyleydi..
Ve Fahr-i
Kâinat Efendimiz, Şehit Türk evladı, ümmetinin yıldızı Hz.
Sümeyye’yi o halde gördüğünde, “Küfrün işi bitti!” dedikten sonra
eklememiş miydi:
“- İslam’ın
zaferi kesinleşti!”
Diye..
İşte Türk
anasının mayası ve işte ilk Müslüman olan Türk’ün ümmet ve milleti
adına toprağa bir tohum gibi düşmesi..
Allah (c.c.)
İstanbul’un Fethini de işte bu Hz. Sümeyye’nin nesline nasip etti.
Ve Hz. Muhammed aleyhisselam neslinin devamına da bu milleti vesile
kıldı.
Nasipse onu da
yarın anlatalım..
Peygamber
soyunun sürmesinde Türk milletinin rolü!
Peygamberimizin
Türkler hakkında pek çok hadisi var.
Şahsen biz
Prof. Dr. Zekeriya Kitapcı’nın, “Hz. Peygamber’in Hadislerinde
Türkler” isimli değerli çalışmasının her vatan evladının evinde
bulunmasını çok arzularız.
Konumuza
dönelim.
Evet, Hz.
Sümeyye bir Türk’tür ve Mekke döneminde, İslâm’ın ilk günlerinde
Müslüman olmuş, Ebu Cehil zaliminin bütün işkencelerine rağmen
dininden vazgeçmemiş, sonunda onun hançeri ile şehit edilmiştir.
Yani Allah (c.c.) bütün insanlık için seçtiği din olan İslâm adına
ilk şehidin bir Türk, üstelik bir Türk kadını olmasını murat
etmiştir. Birileri, “E, bunda ne var!” diyebilir. Bunda ne olup
olmadığını bunu böyle murat eden, dinin, din gününün ve âlemlerin
Rabbi Allah bilir.
Yine Allah’ımız
Hz. Muhammed’e Kur’an’ında “Habibim” demektedir. Kur’an’ında
“Allah ve meleklerinin Hz. Muhammed’e selam ettiklerini” beyan
buyurmaktadır. Allah’ın, âlemleri yüzü suyu hürmetine yarattığı Hz.
Muhammed aleyhisselam ise Ehlibeytini ümmetine emanet etmiştir.
Allah resulü neslini biz Müslümanlara emanet etmiş olmasına rağmen
işte bu “Emanet” Kerbela’da yok olmakla yüz yüze gelmiştir ve
Türk işte bu tarihi kırılma noktasında da Allah tarafından bir defa
daha devreye sokulmuştur.
Hz. Sümeyye
İslam’ın ilk günlerinde Müslüman olmasına rağmen Türklerin İslâm’a
kitleler halinde girmeleri yüzyıllarca sonradır ve Kerbela hadisesi
yaşandığında Türkler henüz Müslüman değildir. Peygamber torunu Hz.
Hüseyin (r.a) Yezid tarafından biata zorlandı Hz. Hüseyin de
hilafetin saltanat haline getirilmesine karşı çıktığı için bu biatı
kabul etmedi, edemezdi.
Taraflar
Kerbelâ’da karşı karşıya geldiler. Hz. Hüseyin’in yanında aile
efradıyla birlikte yetmiş kişi bulunuyorken, Yezid’in gönderdiği
komutanların emrinde ise binlerce asker mevcuttu.
Olayın devamını
Rahmetli Halûk Nurbaki’nin “İmanla Gelen İlim” isimli eserindeki
“7 Goncalı Çiçek” yazısından aktaralım:
“14 asır evvel
Kerbelâ’da dünya tarihinin en büyük trajedisi sergileniyordu.
Ortalığı can korkusu ve dünya çıkarlarının tehdit ettiği bir
muharrem ayının 9. günü, ufukta yedi atlı göründü. Yağız atlarının
sırtındaki bu yedi Türk kahramanı, canlarını hiçe saymışlar ve
(...) Hz. Hüseyin Efendimiz’e gelmişlerdi. Allah aşkı ile yanan bu
kahramanlar, peygamber torunlarına karşı yapılan tuzakları
sezmişler ve Hz. Hüseyin Efendimiz’i Türkistan’a götürmeyi
istemişlerdi.”
“Hz. Hüseyin
Efendimiz: ‘Kumandanınıza teşekkür ederim. Ancak yardımınız bana
değil, hasta oğlum Abidin’e olacaktır. Ben şehid olduğumda onu
alıp götürün’ buyurdu (Nurbâki, Anadolu Mucizesi)”
Hz. Hüseyin
ellerini semaya kaldırarak:
“- Yarabbi, bu
milletin 7 atlısına karşılık 7 Müslüman Türk devleti ver!”
Diye niyaz
etmekten kendini alamadı.
Evet, Allah
(c.c.), “Habibim” dediği Hz. Muhammed neslinin devamı için de
Türk’ü görevlendirmiştir.
“E bunda ne
var?” diyenlere de, “Sen onu, bunu böyle takdir eden Allah’a